KÜRESELLEŞME VE DEĞİŞEN DÜNYA

           

 
Bizden önceki kuşak  bize nazaran daha güvensiz yaşamaktaydılar. Örneğin doğal afetler,salgın hastalık ve kıtlıkla baş etmek durumundaydılar. Günümüzde ise bunlar minimal hale gelirken toplumsal güçlerle baş etmek durumunda kalmaktayız.
Dünya nüfusu eskiden günümüze oranla daha azdı ve geneli kentlerde yaşamıyordu. Yakın zamanlarda artan nüfusla beraber kentlerde yaşayanların oranında artış olmuştur.
Toplum Türleri
 Kaybolan dünya : Modernlik öncesi  toplumlar ve kaderleri
            Marvin Harris’in “Cannibals and Kings” adlı kitabında da yer aldığı gibi kaşifler, tüccarlar ve misyonerler büyük keşifler sırasında çok farklı sayıda insanla karşılaştılar. Bu kişiler Avustralya, Artik, Güney Amerika ve Afrika gibi bölgelere ve Avrupa’nın halen unuttuğu coğrafyalarda taş devrinden kalmış gibi yaşayan, geniş topraklara dağılmış, göçebe yaşayan ve avcılık ile yabani bitkilerle yaşan 20-30 kişilik gruplar buldular. Bunun yanı sıra büyük imparatorluklar ve devletler bulma amacıyla çıktıkları yolda, dünyanın en büyük imparatorluğu olan Çin, yeniden doğuşa ve ineklere inanan Hindistan,kendi kendine yeten bir dünyası olan Kızılderililerin Amerikası ,taş kaleleri ve asma köprüleriyle ,devlet kontrolündeki ekonomiye sahip İnkalar, insan kalbiyle beslenen Aztekler vardı.
            Genele baktığımızda birçok farklı kültürün yer aldığı dünyada “Avcılar-Toplayanlar”, “Tarım ve Kır Toplumları” ve “Sanayileşmemiş- Geleneksel Devlet”  üç farklı toplum vardır.
 
Avcı ve Toplayıcılar :  Bu toplumlar yaşamlarını avcılık ve doğadaki yenilen bitkileri toplayarak kazanırlar. Afrika,Brezilya ve Yeni Gine gibi bazı bölgelerde yaşamalarını sürdürmektedirler. Diğer büyük ülke toplumlarına baktığımızda bu yaşamda yer alanlar arasında eşitsizlik yok denecek kadar azdır. Hayatlarını din ve törenlere adamış olup kalıcı servete gereksinim duymazlar. Bu sebeple sınıf ayrımı oluşmamıştır. Konum ve rütbeler yaş ve cinsiyetle belirlenir, erkekler avcılık yaparken kadınları bitki toplar ve çocuklara yemek yaparlar. Aralarında eşitsizliğin olmaması,iş bölümünün olması ve savaşın olmaması ,modern dünyada sürekli ilerleme gereksinimiyle karşılaştırıldığında kimin doğru yaşam sürdüğünü düşünebiliriz.
Kır ve Tarım Toplumları : Kır toplumları evcil havyalara, tarım toplumu ise tahıl yetiştiren olarak bakılabilir. Kır toplumları büyük ve küçük baş hayvan yetiştirmesi yanında bugün de varlıkları sürmektedir. Mevsim değişimiyle beraber göçerler ve bu nedenle maddi varlıkları oluşmaz. Tarım toplumları, avcı ve toplayıcı toplumun daha fazla yiyecek elde etmesiyle oluşmuştur. Bu toplum kır ve avcı toplumla kıyaslandığında maddi birikim yapmışlardır.
Sanayileşmemiş Uygarlıklar ya da Geleneksel Devletler: ODÖ 6000 den beridir kentlerde yaşayan ve belirgin güç ve eşitsizliğin yer aldığı imparatorluklarla yönetilen halklar yazının kullanımıyla sanat ve bilimde geliştikleri için “uygarlık” olarak adlandırılabilir. Geleneksel devletler büyüklüklerini, fetih ve insanları yönetimleri altına alarak sergilediler. (Çin ve Roma v.b.)
Tür
Varoluş Süresi
Özellikleri
Avcı ve Toplayıcı Toplumlar
ODÖ 50000den günümüze
·         Avcılık,balıkçılık,yenilebilir bitkilerin toplanmasıyla oluşan toplum
·         Eşitsizlik çok az
·         Rütbe yaş ve cinsiyetle sınırlı
Tarım Toplumları
ODÖ 12000den günümüze.Çoğunluk olarak sömürge halindeler ve asimile olma durumundalar
·         Kent ve kasabanın olmadığı küçük kır toplulukları
·         Avcılık ve toplayıcılık dışında tarım vardır
·         Avcı ve toplayıcılara kıyasla biraz daha eşitsizlik var
·         Şefler tarafından yönetilir
Kır Toplumları
ODÖ 12000den günümüze. Sömürge halinde ve asimile olmaya yakın
·         Evcil hayvan yetiştirerek var olma çabasındalar
·         Eşitsizlik söz konusudur
·         Şef yada krallar tarafından yönetilir
Geleneksel Toplumlar
ODÖ 6000’den 19.yy. kadar. Tümü ortadan kalmıştır
·         Nüfusları birkaç milyonu bulmuştur
·         Ticaret ve tarım dışı üretimin olduğu yerler var
·         Büyük ölçüde tarıma dayanır
·         Sınıfsal eşitsizlikler var
·         Kral ya da imparatorun bulunduğu hükümetleri var

Modern dünya: Sanayi toplumları
            İki yüz yıl öncesine kadar var olan egemenlikler sanayileşmeyle son buldular. Geleneksel uygarlıklara kıyasla baktığımızda nüfusun çoğunluğu tarım ağırlıklı çalışmaktaydı. Fakat sanayileşme sonrası çalışanlar fabrika,dükkan ve ofislerde yer almaktadır. Bu nedenle artık nüfusun % 90 ı kent ve kasabada yaşamaktadır. Ama kentsel yaşam bizi daha fazla yabancılarla yaşamamıza neden olmuş ve yanı sıra büyük şirket ve hükümet kurumları neredeyse herkesi etkiler duruma gelmiştir.
            Bu dünya geleneksel devlet yapısına oranla gelişmiş ve yoğun siyasal düzene sahiptir. Geleneksel devlette kırsaldaki kişilere çok uzanamayan yönetimler şimdi ulusallık adı altında ve hızlı ulaşım araçlarıyla etkili şekilde iletişimde olmaktadır.
            Sanayi devletleri ,Ulus Devleti anlayışının ilk örnekleridir. Bu devlet yapısıyla sınırlar içerisinde herkesin aynı yasal düzenlemelere tabii olduğunu söyler.
            Sanayileşmeyle birlikte asıl olarak silahlanma artmış ve bu doğrultuda askeri yapılanmalarda değişimler olmuş ve sömürgeleşme üst seviyeye ulaşmıştır.

Küresel Gelişme
            Batılı devletler 17.yy. dan 20.yy a kadar üstün asker güçlerini kullanarak sayısız bölgede sömürge oluşturdular. Kahve örneğinde olduğu gibi çoğu ülkede artık batılı devletler hüküm sürmektedir.
              20.yy. başlarında toplum biçimi üç şekilde ele alınmaya başladı. 1.dünya ülkeleri; Avrupa’nın sanayileşmiş ülkeleri,ABD,Avustralya ve Japonya gibi çok partili parlamenter hükümet sistemleri olan devletler yer alır.
2.dünya ülkeleri; geçmiş SSCB,Çekoslovakya,Polonya,Doğu Almanya ve Macaristan gibi komünist toplumlar özel mülkiyet ve rekabetçi ekonomik girişimine karşı merkezi yönetimlere sahipti.Soğuk savaşın bitimiyle beraber 2.dünya ortadan kalktı.
Üç Dünya ayrımı bugün artık yer almamaktadır. Çin gibi sosyalist ve komünist  istisnalar bile artık kapitalist ekonomiyi kabul etmiş durumdalar.
Gelişmekte olan dünya: Gelişmekte olan çoğu ülke bağımsızlıklarını 2.Dünya Savaşı’ndan sonra elde etmişlerdir. İçlerinde halen geleneksel şekilde yaşayanlar olsa da toplumların politik düzenleri ulus devlet anlayışındadır. Aynı zamanda nüfus çoğunluğu kırsalda yaşasa da kentsel dönüşüm hızında artış gözükmektedir. Aynı zamanda tarım temel geçim kaynağı durumunda olmasının nedeni ihracın iç satıştan fazla olmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca bu toplumda yoksulluk iyice artmış ve günde 1$ a çalışan bir milyar kişi oluşmuştur. Doğu Asya ve Pasifik bölgesinde yoksulluk gerilerken Afrika’nın yanı sıra Güney Asya, Latin Amerika ve Karayiplerde arttı. Günümüzde bu ülkelerin borçları iç sağlık ve eğitim harcamalarını geçmiş ve günden güne olumsuz bir tablo ortaya çıkmaktadır.
Yeni sanayileşen ülkeler: Bu ülkeler arasında Latin Amerika’da Brezilya ve Meksika, Doğu Asya’da Hong Kong, Güney Kore ve Tayvan bulunur. Doğu Asya’nın ülkeleri son zamanlarda iç büyümeyi hızlandırmalarının yanı sıra bazı alanlarda ihracatta ilk sıraları almaktadır.

Tür
Varoluş Süresi
Özellikleri
1.Dünya Toplumları
18.yy ve sonrası
·         Sanayi üretimi ve serbest girişime dayanırlar
·         Çoğu kasaba ve kentte yaşar, çok azı kırsal alanda tarımla uğraşır
·         Geleneksel devlere göre daha az eşitsizlik var
·         Avrupa,Japonya,Avustralya gibi ulus devletler ya da  ayrı politik topluluklar
2. Dünya Toplumları
1917 Rusya Devriminden 1990
·         Sanayiye dayanır, merkezi ekonomik sistem yer alır
·         Kent ve kasabada nüfus yoğunluğu var
·         Önemli sınıf eşitsizlikleri var
·         Ayrı politik topluluklar ya da ulus devletler
·         1989’a kadar SSCB ve Doğu Almanya yer alırdı. Ancak toplumsal ve politik değişimlerle 1.Dünya toplumuna dönüştü
Gelişmekte olan Toplumlar(3.Dünya Toplumları)
18.yy.dan sonrası
·         Nüfus geleneksel yöntemlerle kullanılan tarımla istihdam eder ve üretim dünya pazarına satılır
·         Bazısında serbest girişim sistemi, bazısında ise merkezi planlama söz konusu
·         Çin,Hindistan,Afrika ve Güney Amerika gibi ayrı politik topluluklar ya da ulus devletler
Yeni Sanayileşen ülkeler
1970 den sonra
·         Sanayi üretimi ve serbest rekabete dayanan eski gelişmekte olan ülkeler
·         Nüfus yoğunluğu kasaba ve kentlerde
·         1.Dünya ülkelerine kıyasla daha fazla eşitsizlik var
·         Hong Kong,Güney Kore,Singapur,Tayvan ,Brezilya,Meksika
 Toplumsal Değişme
 Toplumsal Değişme Üzerindeki Etkiler
            Toplum kuramcıları toplumsal gelişimi avcı-toplayıcı,kırsal toplumlar,geleneksel uygarlıklar yada son dönemdeki toplum düzenleri açıklayamaz. Bu nedenle toplumsal değişmeyi tutarlı şekilde inceleyecek üç etken başlık vardır. “ kültürel etkenler,fiziksel çevre ve politik örgütlenme”
Kültürel Etkenler: Bu etkenle din,iletişim ve liderlik konuları ele alınabilir. Dini ele alırsak, toplum üzerinde tutucu ya da ilerleme sağlayan bir etkisi olabilir. Bazı dinler gelişmekte olan dünyada tutucu davranarak  ,Max Weber’in dediği gibi baskının verdiği durumla değişime engel olur.
            İletişim sistemlerin yapının etkisinde ise  yazının bulunuşuyla başlar. Daha sonrasında kayıtların tutulması, maddi kaynaklar üzerinde haklar doğurur. Dün,bugün ve yarın hakkında yazıyla insanın düşünce yapısı değişmiş ve sürekli gelişme göstermiştir. Tutulan kayıtlarla beraber geçmişle bağlantı kurulmuş ve edindikleri bilgiyle gelişmede etkin rol sağlanmıştır.
            Liderlik konusunda ise tüm tarih boyunca birçok lider gelmiş ve toplumlar üzerinde farklı şekillerde etkide bulunmuştur. Bu liderler farklı alanlarda insanları etkileyebilir. Dinde- İsa , politika ve askeriyede – Julius Caesar, bilim ve felsefede – Isaac Newton v.b. Diğer yandan eski politika veya düşünceyi iyi süzen ve o yapıyı kitlelere iyi hitap ederek alaşağı edebilir.
            Tarihte lider konumuna gelenlerin ortak noktası, hepsinin toplumun ihtiyacından dolayı ortaya çıkmalarıdır. Örneğin, 1930’larda Almanya’da gerilim ve krizden dolayı Adolf Hitler iktidar sahibi oldu. Bu koşullar olmasaydı belki de sıradan bir politik karakter olacaktı.
Fiziksel Çevre:  Çevresel farklılıklar insanların sosyal etkinliklerini etkilemektedir. Örneğin Alaska’da yaşayan insan kışları evden çıkamaz ve çok kısa süren yazlarda ise çok kısıtlı etkinlikleri vardır. Akdeniz Bölgesinde yaşayan birisi ise her dönemde farklı etkinliklere sahip olup toplumsal yaşamları ona göre değişim sergiler.
            Dünyanın ilk uygarlıkları çoğunlukla nehir kenarlarında ve tarım toprağına yatkın yerlerde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Aynı zamanda deniz yollarına ve iletişimi kolay olan yolların bulunması toplumu farklı şekilde etkilemektedir.
            Aynı zamanda insanlar zor çevresel şartların yer aldığı Alaska gibi bölgelerde petrol ve mineral kaynakların varlığıyla da zengin olabiliyorlar. Tersine verimli alanlarda avcı ve toplayıcılar tarımsal üretime geçmemişlerdir.
Politik Örgütlenme: Toplumu etkileyecek siyasal bir olgu olmadığından avcı ve toplayıcılarda bu etki yoktur.Fakat diğer bütün toplumlarda bu etken söz konusudur. Diğer yandan benzer üretim düzenlerine sahip olan toplumlarda siyasal düzenin farkı olabilir. Sanayi kapitalizmine dayanan iki ülke gibi,demokratik ABD ve  otoriter  Nazi Almanyası.
            Çoğu geleneksel devletin kuruluşunda askeri güç çok önemlidir. Üretimle askeri güç doğru orantılıdır. Kuzey Koreli Kim Il Sung ve oğlu Kim Jong Il gibi halkı yoksullaştırmasına rağmen yatırımlarını askeri alana yapmışlardır.
Modern Dönemde Değişme
Kültürel Etkenler: Modern dönemde bilimsel gelişmeler ile düşüncenin laikleşmesi bakış açısında eleştirel ve yenilikçi niteliklerin ortaya çıkmasını sağladı.Artık geleneksel yerine akılsal yaşam biçimlerini tercih ediyoruz. Örneğin hastane yaparken geleneksel beğeniler  yerine gerekli alet edevatın alınması sağlanıyor.
            Artık “nasıl” düşündüğümüzün yanında düşüncemizin içeriğinin neler olduğu da önem kazandı. Demokratik,eşitlik ve özgürlük kavramların var oluşuyla idealler oluşmuş ve bu idealler doğrultusunda insanı daha iyiye götürme güdüsü gelişmiştir. Başlangıçta Batıda olan bu idealler şu anda tüm dünyada uygulama alanı bulabilmektedir.
Ekonomik Etkenler: Modern değişime ekonomik yönden en büyük etki kapitalizmden kaynaklanmaktadır. Geleneksel üretime baktığımızda üretim durağanlığı bizim alışkanlıklarımızdan kaynaklanmaktaydı. Fakat kapitalizm bilimin sürekli değişim göstermesine paralel olarak diri ve yenileyen bir üretim sağlar.
            Ekonomik etkenler bilim ve teknolojiyi yönlendirir. Diğer yandan bilim ve teknoloji politik ve kültürel etkenleri hem etkiler hem de onlardan etkilenir. Bizim teknolojiyi nasıl kullandığımız dünyayı nasıl gördüğümüz ve ne hissettiğimizi de biçimlendirmektedir.
Politik Etkenler: Son iki ya da üç yüzyılda ülkelerin büyüme ve askeri gelişmeler göstererek çıkar çatışmalarından kaynaklı mücadeleleri değişime büyük etki sağlamıştır. Geleneksel uygarlıklarda siyasal değişim seçkinlerde kaldığı için durağan seyretmiştir.
Ekonomik değişim ile politik değişim birbirlerini son yüzyıllarda etkilemiştir. Hükümetler üretimde etkin olduklarından yapacakları müdahaleler oldukça etkin durumdadır.
Savaşlar ise yenilen ülkelerde mutlak suretle değişimler sağlamıştır. Kurumsal değişmelerin yanı sıra inşa süreçleri de olmuştur. Buna neden olan olgu ise Batının sürekli küresel yüzeyde yayılması amacıdır. Fakat yenilmeseler bile kendileri de savaşlardan sonra iç değişimlere gitmek zorunda kalmıştır.

Küresel Değişme
            On yıl önce kimsenin bilmediği küreselleşme kavramı, ulusların ve bireylerin birbirine bağımlı hale gelmiş tek bir dünya içinde yaşadığımız anlamı taşımaktadır. Küreselleşme, sadece ekonomik olgu olarak düşünülüp uluslar arası iş bölümünü etkileyen unsur olarak bakılabilir. Bazıları sanal fonlar üzerinden bazıları da çok çeşit mal ve hizmet üzerinde durmaktadır.
            Küreleşme ekonomik güçlerin etkisiyle oluştu düşünce aslında yanlış olup; siyasal,toplumsal, kültürel ve ekonomik etkenlerin bir araya gelmesiyle oluşması doğrudur. Bilim ve teknoloji ise küreselleşmenin dümeni şeklinde yer almaktadır. Örneğin,Dünya Kupası’nı farklı ülkelerden milyarlarca kişinin aynı anda seyretmesi.

 Küreselleşmeye Katkıda Bulunan Etkenler
Bilgi ve İletişim Teknolojilerindeki Gelişme: Dünya Savaşından sonra bilgi ve iletişim ağında büyük gelişmeler sağlanmıştır. Başlarda analog sinyalleri mekanik araçların yardımıyla kullanırken fiber optik teknolojinin gelişmesiyle iletim kalitesi artmıştır. Son dönemlerde ise uydu üzerinden gösterilen iletişim oldukça etkin ve kalitelidir.
            İletişim ağları sürekli birbirini destekler şekilde ilerlemektedir. Gelişmiş ülkelerde telekomünikasyon altyapısı her yerde telefon kullanımına,internet,kablolu tv,e-mail çoklu bağlantı içerisindedir. Dünyada en hızlı gelişen iletişim aracı olarak internet bugün milyarları bulmaktadır.
            İnternet ve cep telefonlarının yaygınlaşmasıyla küresel süreç derinleşmekte ve hızlanmaktadır. Geleneksel iletişimlerle veya erişim kısıtlı bölgelerde de artık yavaş yavaş küreselleşmenin etkileri görülmektedir.

Bilgi Akışları
            Teknoloji bize iletişim kolaylığı sağlamasının yanı sıra uzak yerlerdeki olayları da çok hızlı şekilde öğrenmemize kolaylık sağlar. Her gün küresel medya, haber ve görüntülerle insanların düşünce biçimlerini,ulus devlet düzeyinden küresel sahneyi evlerimize taşımaktadır. Bu sebeple geçmişe kıyasla günümüzde küresel sorun ve süreçleri kendimizle özdeşleştirmekteyiz.
            Küresel bakış açısıyla bu durumun iki temel nedeni vardır.
     1-      Toplumsal sorunların sadece kendilerinde değil başka yerlerde de olduğu algısı oluşuyor. Bu durum kişileri uluslar arası toplum statüsü altında birbirlerine gösterilen adaletsizlik veya doğal afetlerde anlayış sağlıyor. Böyle olunca da doğal afet gibi olaylarda küresel yardımlar başlıyor. Son yıllarda ise savaş,etnik çatışma ve insan hakları ihlalleri doğal afetlere göre daha sorunlu hal alıp ona göre müdahaleler yapılıyor.
    2-      Küresel bakış insanları kendi kimliklerini oluşturmalarının yanında ulus devlet dışındaki kaynaklara yöneldiklerini gösterir. Bölgesel ya da siyasal kaymalar insanların yaşadıkları devlete karşı eğilimini azaltırken ulus devlet anlayışı da günden güne değişmektedir.
Ekonomik Etkenler: Küreselleşme dünya ekonomisinin bütünleşmesiyle de yönlenmektedir. Artık günümüzde sanayi ve tarım küresel ekonominin etkin maddeleri değil. Bunlar yerine “ağırlıksız ekonomi (weightless economy)” yer almıştır. Bu ekonomi anlayışı ise medya,bilgisayar yazılımları,eğlence ve internete dayalı hizmetler olarak düşünülebilir. Bu ekonominin gelişimi ise tüketici temelinin bunlara oldukça eğilim göstermesidir.
Ekonominin sürekli etken maddelerinin değişmesiyle bazı önlemler alınmaktadır. Küreselleşen dünyada rekabet edebilmek için bunları kullanmak gerekmektedir. Baktığımızda şirketler artık daha esnek ve daha az hiyerarşik yapılara dönmeye başladılar. Artık şirketler partnerleşerek dünya çapına hızlı ve etkin ulaşmaya başladılar.

Uluslararası Şirketler
            Küreselleşmeyi yönlendiren ekonomik etkenler arasında uluslar arası şirketler vardır. Bu şirketler  bir ya da iki fabrikası ülke dışında olan küçük ölçekli şirketler veya bütün dünyayı kaplayan ,dev girişimleri olan şirketler olarak bakabiliriz.(coca cola,general motors,sony v.b.) Bu şirketler küreselleşmenin kalbidir. Teknolojinin yayılması ve finansal piyasalarda etkin rol oynayarak bazı ülkelerden bile daha güçlü durumdadırlar.
          İkinci Dünya Savaşı sonrasında uluslar arası büyük şirketler ABD’de yer alırken ,1970 sonrası Avrupa ve Japon firmaları ülke dışına yatırımlara başladılar. 1980-1990 da bu şirketler üç bölgesel piyasa kurdular: Avrupa,Asya-Pasifik,Kuzey Amerika. 1990 başında öteki bölgelerde yatırım üzerindeki kısıtlamalar kaldırıldı. Bugünlerde ise bu şirketlerin ulaşamadığı çok az ekonomi vardır. Son on yılda sanayileşmiş ülkelerdeki bu şirketler, eski Sovyetler ve Doğu Avrupa’ya yayıldılar. Bu şirketler dünya çapında iş gücü ve üretim ağlarını kullanarak güçlü bir zincir oluşturmuşlardır. 
            İmalat sanayisi 1990-1998 yıllarında ekonomik büyümenin ¾ e sahipti. En fazla ise orta gelirli ülkelerde etkin oldu. 1990’da bu ülkenin ihracatı %54 iken 1998’de %71 olmuştur. Ama baktığımızda mal zincirindeki en karlı ülkeler mühendislik,tasarım ve reklam merkezi olan ülkelerdir. Fabrika ülkeleri bunlara göre az kar elde ederler.
            Buna en güzel örnek ise Barbie bebekleridir. Suudi Arabistan’dan çıkan etilen (plastik beden için) ,Tayvan’da PVC’ye dönüşür ve buradan Çin,Endonezya,Malezya gibi ülkelere giderek buralarda ABD enjeksiyon makileriyle bedeni yapılır. Saçları  Japonya’dan alınır,elbiseleri ise Çin’deki pamuklarla yapılır. Hong Kong limanından da taşımacılığı sağlanır. Bu Barbie yaklaşık 10$ iken 1$ Mattel şirketine gider,35 sent Çin,65 sent tüm malzemesi,geri kalanı ise makine,taşımacılık,reklam,perakende satış yeri ve sonra olarak Toy R us gibi firmalar.
  
Elektronik Ekonomi
            Bu ekonomi bankaların,şirketlerin bir tık ile fonlarını uluslararası hareket etmesini sağlar. Fakat bu ekonominin kolaylıkları olduğu kadar riskleri de vardır. Bu küreselleşen ekonomiyle bir yerdeki finansal çöküş başka yerleri de direk olarak etkilemektedir. Bu ekonomik etki diğerlerine göre çok farklıdır. Hem etkisi fazla hem de geniş kapsamlıdır.
Politik Değişmeler:  Çağdaş küreselleşmenin arkasındaki diğer gelişme politik değişmedir. Bu değişme üç şekilde incelenir
    1-       1991’de Sovyetler Birliğinin yıkılmasıyla bazı ülkeler siyasal kimliklerinde değişimlere uğramıştır. Komünist rejimden  batı tipi siyasal ve ekonomik sisteme doğru kaymışlardır. Bu da 1.Dünya ülkeleriyle 2. Dünya ülkelerinin karşı karşıya durmasına son vermiştir. Komünist ekonomiler artık küreselleşen dünyaya ayak uydurmuşlardır.
     2-      Uluslar arası ve bölgesel hükümet mekanizmalarının gelişmesiyle AB ve BM gibi yapılar oluştu. BM tek tek ulus devletlerin birliğini korumaya çalışırken, AB ise ulusal egemenliğin vazgeçildiği uluslar arası yönetim biçimindedir. AB bağlı olmalarına rağmen birliğe katılımların sağladığı ekonomik,toplumsal ve siyasal yararları elde etmektedir.
    3-      Küreselleşme Uluslar arası Devlet Örgütleri ve Uluslar arası Sivil Toplum Kuruluşları tarafından da yönlendirilir. UDÖ katılımcı devletlerin kurduğu uluslar arası etkinlikleri denetleyen bir organdır. 1909’da 37 UDÖ varken 1996’da 260 olmuştur.(ilki Ulusal Telgraf Birliği-1865) .USTK’lar siyasi kararlar almakta ve uluslar arası sorunları ele almakta hükümet organlarıyla yan yana çalışan bağımsız örgütlerdir.(Greenpeace,Kızılhaç,Uluslar arası AF Örgütü). 1909’da 175 iken 1996’da 30.000 civarındadır.

 Küreselleşme Tartışması
            Öngörülemeyen ve çalkantılı bir süreç olarak küreselleşme, gözlemciler tarafından üç düşünce olarak incelenmiştir.
Kuşkucular : Bugün ülkeler arası etkileşimin eskiye oranla daha iyi olduğunda hem fikir olan kuşkucular,bugünkü dünya ekonomisinin küreselleşmeyi oluşturacak bir bütünleşme içinde olduğu düşüncesinde değiller. Nedeni olarak ticaretin Avrupa,Asya-Pasifik ve Kuzey Amerika’da olmasıdır. Bu üç bölge kendi içinde güç oluşturup içeride ticaret yapmaktadır. Bu da tek bir dünya ekonomisi kavramını suya düşürür(Hirst 1997).
            Bazı kuşkuculara göre dünya ekonomisi bölgeselleşmektedir. Bu da dünya ekonomisinin bütünleşmesinin, bölgeselleşmedeki artışla azaldığını gösterir. Yüzyıl öncesine kıyasla bakıldığında şu andaki küreselleşme daha az olduğu kanısındalar.
            Onlara göre ulusal hükümetler,ekonomik dengeyi düzenledikleri ve koordinasyonlarını sağladıklarından esas oyunculardır.  Baktığımızda hükümetler çoğu ticaret anlaşmasını arkasında yer almaktadır. Ama aşırı küreselleşmeciler ,küreselleşmenin devletleri zayıflattığı ve daha az merkezde yer aldıkları düşüncesindeler.
Aşırı Küreselleşmeciler: Kuşkucuların tam karşısında yer alırlar. Küreselleşmenin her yerde hissedildiğini ileri sürerler. Piyasa güçlerinin ulusal hükümetlerden daha güçlü bir dünya yarattığını Japon Keniche Ohmae dile getirir. Küresel çözümlemede ulusal devletler, dünya ticaretindeki devasa büyümeden dolayı kendi ekonomilerinin denetleyemez duruma geldiklerini düşünürler. Bu ülkelerde yer alan siyasetçilerin ülke dışı sorunlarda ,sorunlu finansal piyasalarda ve çevresel tehditlerde denetimlerinde güç kaybettiği düşülür. Hükümetlere duyulan güvensizlik ortamında AB,Dünya Ticaret Örgütü v.b  bölgesel ve uluslar arası kurumlar geliştiği düşünülür. Bu da gösteriyor ki ulusal hükümetlerin etki ve önem olarak gerilediği yeni bir küresel çağ yaklaşıyor. (Albrow 1997)
Dönüşümcüler: Onlara göre eski kalıpların var olduğu küresel düzen dönüşüm ister. Hükümetler küresel bağımlılıklarına rağmen yine de gücü ellerinde tutarlar. Bu dönüşümler sadece iktisadi değil,siyaset,kültür,kişisel yaşamda da olmalıdır. Bugünkü küreselleşmenin yurtiçi ile yurtdışı arasındaki kurulu sınırları yok ettiği düşünülür. Bu bağlamda ayak uydurmaya çalışan toplumlar,kurumlar,bireyler eskinin hatalarından yol çizmelidirler.
            Küreselleşmeyi aşırıcıların aksine etkilere ve değişmeye açık olarak görürler. Küreselleşmenin aslında tek yönlü bir süreç değil, iki kollu akım şeklindedir. Küresel göç,telekomünikasyon kültürel etkilerin yayılmasına  katkıda bulunur. Küreselleşme birbiri içine geçmiş sayısız küresel ağın ürünü olduğundan dünyanın bir yerinden yönetildiği düşünülemez.
        Onlara göre ülkeler,aşırıcıların egemenliklerini yitirdiği düşüncesinin aksine toprak temeline dayanmayan yeni ekonomik ve toplumsal bir örgüt olarak yeniden yapılanıyorlar. Artık devlet merkezli bir dünyada yaşamadığımızı,hükümetlerin artık küreselleşmenin karmaşık koşullarında yönetime daha etkin ve dışa dönük bakış açısı geliştirmek zorunda kaldıklarını düşünmektedirler(Rosenau1997).
Aşırı Küreselleşmeciler
(Ohmae  ve Albrow)
Kuşkucular
(Boyer&Drache ve Hirst&Thompson)
Dönüşümcüler
(Sassen ve Rosenau)
Yeni olan ne ?
Küresel bir çağ
Ticaret blokları,eskiye göre daha zayıf toprak yönetimi
Küresel bağlanmışlık düzeyi
Baskın özellikler
Küresel kapitalizm
Küresel yönetim
Küresel sivil toplum
1890’dan daha az bağımlı dünya
“kalın”küreselleşme
Ulusal hareketlerin gücü
Azalıyor ya da aşınıyor
Sağlamlaşmış ya da artıyor
Yeniden kurulup yapılıyor
Küreselleşmenin itici güçleri
Kapitalizm ve teknoloji
Hükümetler ve piyasalar
Çağcıllığın birleşik güçleri
Tabakalaşma kalıbı
Eski hiyerarşi aşınıyor
Güneyin önemsizleşmesi
Dünya düzeninin yeni mimarları
Baskın güdü
McDonalds
Ulusal çıkar
Siyasal topluluğun dönüşümü
Küreselleşmenin kavramlaştırılması
İnsan eyleminin çerçevesini düzenlemek
Uluslararasılaşma ve bölgeselleşme olarak
Bölgelerarası ilişkilerin yeniden düzenlenmesi ve uzaktan eylem olarak
Tarihsel yörünge
Küresel uygarlık
Bölgesel blok/uygarlık çatışması
Belirsiz : Küresel bütünleşme ve parçalanmışlık
Özet sav
Ulus devletin sonu
Uluslararasılaşma, hükümetlerin uysallığına ve desteğine bağlı
Küreselleşme hükümet gücüyle dünya siyasitini dönüştürüyor
 Küreselleşmenin Etkileri
      Sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkeler bugün eskiye kıyasla daha bağımlıdırlar. Sanayileşmiş ülkeler, hammadde olan ülkelere,gelişmekte olan ülkeler ise sanayileşmiş ülkelere bağlayan ticaret ağlarına bağımlıdır.
       Marketlerde satılan ürünlerin bir çok farklı ülkede yapılıyor ve bu olayın gerçekleşmesi için oldukça fazla işlemin sürekli bir akış içinde olması gerekiyor. Bu bağlamda dünya tek bir ekonomik yapıya giderken artan sayıda şirket ve insan bu döngünün içinde sürekli yer alıyor.
       Kültürlerin ufak bir alanda var olması günümüzde, internet,uçak, radyo,televizyon gibi uzağı yakın yapan materyallerden dolayı imkansız bir hal almıştır. Birkaç yıl önce bilinmeyen kabileler bugün ABD ve Japonya’da çalışıyor ,bilinmeyen ülkelerde yapılan kıyafetler ünlü caddelerde satılıyor,dışarıdan gelen hastalıklarla hiç bilmediği ülkeden tedavisini arıyor. Diğer yandan bu insanlar kendi hikayelerini atlatmak için internet ve televizyonu kullanabiliyor. Baktığımızda ileride küresel bir kültür oluşacak ve insanlar artık tek bir kültür altında yer alacaklar.
            Küresel Kültürü ortaya çıkaran etkenler ise;
    1-      İngiliz ve Amerikan kültürü televizyonla evlerimize kadar girerken,aynı zamanda Hollanda ve İsveç’ten yayınlanan programla Amerikan seyircisine uyarlayan televizyon.
    2-      Fabrika, pazarlar ve yönetim yapılarıyla farklı kıtalarda ve ülkelerde yayılan şirketlerin etkileriyle oluşan birleşik küresel ekonomi .
    3-      Büyük şirketlerin yöneticileri gibi  sürekli ülke dolaşan kişilerin ,kendi kültüründen çok kozmopolit bir kültüre sahip olması.
     4-      Ortak savunma birlikleri,çokuluslu bankalar,finansal kuruluşlar,BM ve ticaret anlaşmaları v.b.
     5-      Elektronik iletişim aletleri (telefon,internet v.b.)
İnternet küresel bir kültür yaratıyor mu? : Küresel bir kültürün ; kadınlarla erkeklerin eşitliği,özgürce konuşma hakkı, hükümete demokratik katılım ve tüketim yoluyla zevk peşinde koşma değerlere olan inançlar,dünyaya internetle sağlanıyor. Onu cazip kılanda sınırsız,sansürsüz görünen bilgi ve anlık zevkler veren teknolojik özellikler.
            İnternetin geleneksel kültürü kökten kaldıracağını olan inanç için aceleci olabilir ama aynı zamanda internet dünyası geleneksel kültürle uyum içinde de olabilir. Hatta geleneksel kültürü geliştirecek bir araçta olabilir.
            Örneğin Kuveyt ülke olarak kişi başına düşen milli geliri en yüksek ülkelerden biri. Okur yazar ve eğitim oranı oldukça yüksek bir ülkedir. Kuveyt çok alanda modern bir ülke olmasına karşın kadın ve erkek arasında farklı muamele söz konusudur. Kadınlar vücutlarının neredeyse tamamını kapatırlarken gece yalnız çıkmaları yasaktır. Fakat bunlar olurken diğer yandan internet kullanıcıları kadın ve erkek fark etmeksizin İslam kültürüne ters olan chat ve porno sitelerine giriş fazlalığı görünmektedir. Diğer yandan internet cafelerde ise kadın erkek ayrı şekilde yer alıyor. Deborah Wheeler’a göre Kuveytlilerin sert siyasi veya dini görüşlerini dile getirmekten kaçınıyorlar. Aynı zamanda internet kullanıcıları arasında kişinin kendi hakkında bilgi vermesi kültürel inanca aykırı olduğundan kişi tarafından kısıtlanıyor. Çünkü Kuveytliler bilgiyi kişisel güçlenme aracı olarak değil de potansiyel bir tehdit olarak görüyor. Wheeler’a göre yüzlerce yıldır kendi kültürleriyle yaşayan bu insanların, birkaç chat odası veya site onların ABD’nin cinsel tutumunu ya da batının günlük kadın erkek ilişkilerini kendilerine örnek almayacaktır. Yeni teknoloji sonucunda ortaya çıkacak olan yine kendi kültürleridir.
Bireyciliğin Yükselişi: Küreselleşme sadece şirketleri,piyasaları etkilemiyor,aynı zamanda kişisel alanlarımıza da etkisi bulunuyor.  Küreselleşme kişisel olmayan kaynakların yanı sıra başka ülkelerden gelen insanların evlerimize,toplumumuza girdikçe bizim kişisel yaşamlarımız değişmiştir.
       Küreselleşme bizim günlük yaşamımızı da etkilemiştir. Artık aile ,toplumsal cinsiyet rolleri,cinsellik,kişisel kimlik ,diğer insanlar ve işimizle ilişkimiz gibi kişisel ve mahrem yönlerimizi yeniden tanımlamaya zorlanmaktadır. Şu anda insanlar yaşamlarını biçimlendirmek için elde ettiklerinden fazlasını elde ediyor. Eskiden insanlar bulundukları topluluklardan etkilenir, yaşam biçimleri ve etik anlayışları bu bağlamda gelişirdi.
         Küreselleşme koşullarında kişiler artık kendi kimliklerini etkin olarak kendileri oluşturduğu bir bireycilik anlayışı oluşmaktadır. Önceleri seçimleri ve etkinlikleri yöneten toplumsal etkenler zayıfladı. Geleneksel kimliğimizden sıyrılıp yeni kimlikler oluşturmaya başlıyoruz. Değişen dünyaya sürekli adaptasyon sağlamak için sürekli değişim içine giriyor ve günden güne evrimleşiyoruz. Bugün ne giydiğimiz,ne marka kullandığımız,boş zamanlarda neler yaptığımız  öz kimliğimizi yaratma süreçleridir.

Sonuç: Küresel Bir Yönetim Gereksinimi
            Küreselleşme ilerledikçe var olan siyasi yapı ve modeller uluslar arası sorunları çözemeyecek duruma gelecektir. Dünyadaki toplumları etkileyen olaylar bugünkü yönetim mekanizmalarının denetiminde değildir. Bu bağlamda yeni küresel yönetim biçimleri gerekmektedir. Ülkeler düzeyi üstünde var olan olayları yanıtlamak için ulusötesi anlayışı gelişecektir.
            BM ve AB gibi oluşumlar aslında bir nebze ulus ötesi anlayıştan oluşmuştur. BM de küresel bir demokratik yapının yaratılması için yeni adımları atılmıştır. AB ise diğer bölgelere örnek teşkil ederek küresel bir birlik sağlayabilir. Yeni küresel yönetim insan hakları gibi uluslar arası davranışı kozmopolit bir dünya düzenin yaratılmasında yardımcı olabilir.
            Bazıları küreselleşmeyi kriz ve kaos olarak görürken ,bazıları eşitlik,demokrasi, yaşamsal fırsatlar olarak görmektedir. Kendi irademizi toplum üzerinde ortaya koymak bizim yapabileceğimiz iken böyle bir durum günümüzde en büyük zorluk ve zorunluluktur. 
Kaynak: Globalization and the Changing World -Sociology- Anthony Giddens 
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s