TABAKALAŞMA VE SINIF


Toplumdaki eşitsizlikler üzerinde çalışmak sosyolojinin en önemli alanından biri olmasının sebebi bizim maddi kaynaklarımızın aslında yaşamımız hakkında çok şeyi ifade ettiğini göstermektedir. Bu bölümde ise sosyologların tabakalaşma ve sınıf dediklerinde ne demek istediklerini anlayacağız.


 Tabakalaşma Dizgeleri
Sosyologlar grup ve bireyler arasında eşitsizlikleri açıklamak adına toplumsal tabakalaşmadan söz ederler.
Toplumdaki tabakalaşmayı jeolojik katmanlar olarak düşünürsek, tabana yakın az ayrıcalıklarla tavandaki daha fazla ayrılmış olanlardan oluşur.
Tabakalaşmış toplumsal yapıla şu özellikte olurlar;
  1. Sıralama, birbirleriyle zorunlu etkileşim içinde olmaksızın,bir ortak özelliği paylaşan insanların toplumsal kategorileridir. Örneğin,kadınların erkeklerden ya da zenginlerin yoksullardan farklı olarak sıralanmasıdır. 
  2. İnsanların yaşam deneyimleri ve olanakları onların hangi toplumsal kategoride olduklarını gösterir. Örneğin, üstsınıf veya işçi sınıfı olmanız yaşam olanaklarınız anlamında büyük fark yaratır. Kişisel çaba ve milli piyango gibi istisnai durumlarda etkili olur. 
  3. Farklı toplumsal kategorilerin sıralaması zaman içinde değişme eğilimindedir. Örneğin Britanya’da son zamanlarda erkek kadın eşitliği görülmektedir.

İlk bölümlerde gördüğümüz gibi tabakalaşma çok eski dönemlere denk gelmektedir. Öncelikle toplayıcı ve avcı diye adlandırdığımız toplumlarda çok az tabakalaşma varken tarım toplumunda tabakalaşma altta yoğun şekilde olmak üzere yukarı doğru gidildikçe piramidi andıran bir hal alıyordu. Günümüz sanayi toplumunda ise bir gözyaşı damlası gibi üstte ve altta azınlık olurken orta kademe insanın fazla olduğu görülmektedir.
 
 Tarihsel olarak 4 temel tabakalaşma dizgesi düşünülebilir. Kölelik,kast,mülk sahipleri ve sınıf.

1 Kölelik
 Kölelik bir takım insanların başka insanlar tarafından sahiplenildiği eşitsizliğin uç kısmıdır. Tarih boyunca kölelik kavramı toplumdan topluma farklılık göstermiştir. Bazı toplumlarda sadece uşak anlamındayken bazılarında ise tüm haklardan mahrum bırakılmış bireyler olarak düşünülür. Bakıldığında uzun yıllar köleler boyunduruk durumundayken savaşlar vermişlerdir. Örneğin,iç savaş öncesi  Güney Amerika’daki köle isyanı. Böylesi bir durumdan sonra düzeni değiştirme yollarına gidilirken zorla yapılandan çok üretmeye güdülüyen ekonomik bir kaynak olarak görülmektedir. Son araştırmalarda ise zorla ve istekleri dışında alıkonulan insanların olduğu ve diğer yandan ise İngiltere, Fransa gibi ülkelerde ise göreli kölelik sistemlerinin var olduğu görülmektedir.

 

2 Kast
 Kast bir kişinin toplumsal konumunun yaşam boyu belirli olduğu toplumsal düzendir. Bu bakışla insan doğduğu toplumdan başka seviyedeki bir topluma geçişi söz konusu değildir. Bir kişi bir kastın içinde doğar ve yaşamı boyunca da o kastta yaşar. Yani kast toplumları sınıfsal toplumun özel bir türü olarak düşünülebilir. 

 Kast düzenleri modern toplum öncesinde de vardı. Örneğin Yahudiler ,Yahudi olmayanla evlenmezlerdi. Bu bağlamda bakıldığında kastlar yasalar ve geleneklerin gerektirdiği biçimde bir toplumsal öbek içinde içevliliği (endogamy) doğurmuştur.
 
Hindistan ve Güney Afrika’da Kastlar : Dünyanın geriye kalanındaki birkaç kast düzeni ciddi şekilde küreselleşmenin etkisiyle tehdit edilmektedir. Örneğin, Hindistan’da kast sistemi 4 şekilde görülmektedir. Tepede Brahmanlar(bilgin ve ruhsal önderler),altında Ksyatriyaslar (yönetici ve askerler),altında Vaisyaslar (çiftçi ve tüccar) sonrasında Shudraslar (işçi ve esnaf) oluşturur. Bunların en altında ise dalitler (dokunulmazlar yada sıkışmış insanlar) yer alır  ve bu insanlar çöpten ve bunun gibi bir beslenme şekliyle yaşamlarını idrak ederler. Eğer üst kastlardan biri dalitler ile temas halinde olursa temizlik ihtiyacı duyarlar. 1949’da kast ile oluşan ayrımcılık yasadışı ilan edilse de halen bazı bölgelerinde yer almaktadır. Ama diğer yandan küreselleşmenin etkisiyle bu kast sisteminden zayıflamalar görülmektedir.
1992 yılında kaldırılan Apartheid olarak bilinen kast düzeni siyahlar,Hindistanlılar,karışık renkliler ve Asyalıları beyazlardan ayırıyordu. Yani kast aslında ırklar üzerine dayanıyordu. Nüfusun %15 i olan beyazlar tüm kaynakları kullanabiliyor,hükmedebiliyorken nüfusun % 65’i oluşturan siyahlar yoksulluk içinde yaşıyordu. Apartheida karşı yıllar süren savaş 1992’de African National Congress (ANC) iş dünyasında yıkıcı bir boykot düzenlendi. 1994’de ilk çok ırklı seçimde beyazlar yüzünden 27 yıl hapis yatan ANC’nin siyahi başkanı Nelson Mandela ülkede başkan olarak seçildi.
Mülk Sahipleri (Estates)
Mülk sahipleri feodalizmin bir parçası olarak birçok dönemde yer almışlardır. Avrupa’da en yüksek mülk sahipliği aristokrasi ve soylular yer alır sonrasında ise ruhbanları ve köylüler,tüccarlar,zanaatkarlardan oluşan halk tabakası yer alır. Kastlardan farkı birbirleri arasında evliliklerin olması ve bir tüccarın sonrasında şövalye unvanı alabilmesi söz konusudur.
Ortaçağ döneminde mülk sahipleri ulusal olmaktan ziyade yerel bir tabakalaşma göstermiştir. Genellikle Japon ve Çin gibi geleneksel ülkelerde bu durum ulusal tabakalaşma olarak görülmektedir. Bazen mülk sahiplerindeki ayırım Hint kast gibi keskin yada nadiren dinsel inançlarla tanımlanır.
Sınıf

      Sınıf,tabakalaşmanın 4 temel yönüyle ele alınır.

  1.  Sınıf düzenleri değişkendir. Sınıflar yasal veya dinsel hükümlerle kurulmazlar. Farklı sınıflar arasında evlilik vardır.
  2. Sınıf konumunu bazı yanları edinilir.Sınıf sadece doğumla elde edilmez. Toplumsal değişkenlik görülmektedir.
  3. Sınıf, ekonomik temellidir.Sınıflar ekonomik ayrımlara dayanır. Tabakalaşmanın diğer dizgelerinde ekonomik olmayan etkenler daha önemlidir.
  4. Sınıf düzenleri büyük çaptadır ve kişisel değildir. Sınıf düzenleri büyük ölçekte kişisel olmayan birlikler aracılığıyla işler. Örneğin, en temel sınıf ayrımı ekonomik ödeme ve çalışma koşullarındaki eşitsizliktir.
Kast yerini Sınıf bırakacak mı?
Küreselleşme dünya çapında kast sisteminin sonunu getirdiği görülmektedir. Modern dünyada insanlar istediği işte çalışıp,istediği ülkelere gidebildiklerinde ötürü kast mantığı hızla azalmaktadır. Bunun yanında sanayisi geri toplumlarda halen kast mantığı yer almaktadır. Örnek olarak günümüzde aşiret evlilikleri verilebilir.

 Sınıf ve Tabakalaşma Kuramları
 Karl Marx’ın Kuramı
            Çalışmalarının çoğu toplumsal sınıfla alakalı olmasına rağmen sınıf kavramının dizgisel çözümlemesinde başarısız olmuştur. Marx’ın sınıfı tartıştığı çeşitli araştırmalarında tam bir uyum yoktur. Bu nedenle Marx araştırmacıları aslında Marx’ın tam olarak  ne dediği hakkında fikir birliğine varamamışlardır. Yine de görüşlerinin ana hatları belirgindir.

Sınıfın Yapısı :  Sınıf, üretim araçlarıyla insanlarca oluşmuş bir öbektir. Sanayi öncesi toplumlarda 2 temel sınıf olarak toprak sahipler ve bu topraklarda üretim yapanlardan oluşmaktaydı. Modern toplumda ise bu iki sınıf üretim araçlarına sahip kişiler ile Marx’ın deyimiyle proletarya oluşturuyordu. Ona göre sınıflar arası ilişki sömürüydü. Feodal düzende sömürü genelde doğrudan köylünün aristokratlara sağladığı ürünler üzerindeyken modern yaşamda işçiler,işverenler için yoğun şekilde çalışıp   ödenenden fazlasını üretiyorlar. Örneğin bir giyim mağazasının gelirlerinin %75 i işçi ücretleri ve diğer giderleri olurken geri kalanı kar olarak kalır.
     
Marx kapitalist düzen tarafından yaratılan eşitsizlik karşısında şaşkınlık içindedir. Varlıklı sınıfın gelişmesiyle zenginlik artarken işçiler göreli olarak yoksullaşmıştır. Marx, yoksullaştırma (pauperization) terimini kapitalist sistemde işçi sınıfının giderek güçsüzleşmesi olarak tanımlar. Modern fabrikaların gelişiminin ve makineleşmenin işi sönük ve bunaltıcı duruma soktuğunu belirtir. Zenginliğimizin kaynağı olan iş aslında bakıldığında hem fiziksel hem de zihinsel yıpratıcı durumundadır.

 Max Weber’in Kuramı
Weber ,Marx’ın düşünceleri yapılandırmış ve ayrıntılandırmıştır. Marx gibi Weber’de toplumu kaynaklar ve güç üzerindeki çatışmalarla ilişkilendirmiştir. Marx bütün toplumsal çatışmaların temelinde ekonomik konuda ve sınıf ilişkilerinde kutuplaşmadan kaynaklı olduğu düşünürken, Weber toplumsal tabakalaşma basit bir sınıf sorununda ziyade statü ve parti sorunudur.
Weber ,Marx’ın bazı düşüncelerine onay vermesine rağmen sınıfın biçimlenmesinde Marx’tan daha ayrıntılı şekilde irdelemektedir. Weber’e göre sınıf ayrımı sadece üretim araçlarının denetiminde veya eksikliğinden türemez, ekonomik ayrımlarla da gerçekleşir. Ona göre bireyin piyasadaki durumu yaşam şeklini baştan sona değiştiriyor,yani üst düzey yöneticiler mavi yakalılardan çok kazanıyor ve daha elverişli çalışma koşullarında yer alıyorlar. Alınan diploma,başarı belgeleri diğerleri arasında fark yaratıyor ve o kişiyi daha pazarlanabilir duruma getiriyordu.
Weber’e göre statü, kişilere yüklenen toplumsal saygınlık anlamında toplumsal gruplar arasındaki farklılığı belirtir. Statü, insanların yaşam tarzı aracılığıyla dile getirilir. Aynı statüdeki kişiler paylaşılan kimliğin aslında farklı toplumların var olduğunu gösterir.

Marx statüyü toplumdaki sınıf ayrımlarında kaynaklı olduğunu söylerken,Weber statünün sınıf ayrımlarının bağımsızlığını çeşitlendirdiğini söyler. Örneğin bazı toplumlarda aristokrat kesim sonrasında zakirleşse bile aynı saygınlıklarını koruyabilmektedir.

Weber , modern toplumlarda partilerin statü ve sınıf tabakalaşmasını bağımsız olarak etkilediğini vurgulamıştır. Marx statü ayrımıyla sınıf ve parti örgütlenmesinin ikisini de açıklamaya eğilimlidir. Weber’e göre sınıfların statü ve partiyi etkilemesine rağmen her ikisinin de sınıfı etkileyerek  bireylerin ekonomik koşullarını sırasıyla etkilediğini söyler. Marxist biri Protestan ile Katolik arasında çatışmayı sınıf ayrımı olarak açıklamaya çalışırken ,Weberci biri bunun yetersiz olduğunu bazı Protestanın aslında işçi sınıfında yer aldığını söyler. Yani bakıldığında insanların bağlı olduğu partiler sınıf ayrımının yanında dinleri de ifade etmektedir. Marx,tabakalaşmayı sınıf ayrımı olarak görürken, Weber karmaşık parti, statü ve sınıf etkileşmesinden kaynaklı olduğun söyler.
 
 Erik Olin Wright’ın Sınıf Kuramı
   Wright ,Marx ve Weber’in iki yaklaşımını birleştiren bir kuram geliştirmiştir. Ona göre modern kapitalist üretimde ekonomik kaynaklar üzerinde denetim sağlamanın 3 şekli vardır.
1.       Para kapitalinin ve yatırımların denetimi
2.       Üretimin fiziksel araçlarının denetimi
3.       Emek gücünün denetimi
 Kapitalist sınıf bunların hepsini denetlerken,işçi sınıfı bunları denetlemez. Bu iki sınıf arasında kalan beyaz yakalı ve yönetici kesim ise bulundukları konum itibariyle çelişkili adlanırlar. Çünkü bunlar el işi gibi geçimlerini sağlayabilirken diğer yandan üst düzey bir iş ortamına karışabilirler. Wright böyle çelişkili sınıfı ise ne kapitalist ne de işçi olarak tanımlar.
  Wright’a göre elleriyle çalışan işçi sınıfı ile beyaz yakalılara kadar kapsayan %85-90 kişilik bir grup vardır. Bu geniş grubu ayırt etmek için onları otoriteyle ilişki ve yetenek şeklinde irdeler. Ona göre yönetici ve danışman gibi orta sınıf otoriteyle ilişki kurmaktan hoşlanıyor.Bu nedenle bunlar kapitalistler tarafından işçileri kontrol etmek için kullanılmaktadırlar. Diğer yandan da kapitalistler altında emir kulu durumundadırlar.Yani hem sömüren hem de sömürülendir.

 Diğer ayırt edici öğe yetenek ve uzmanlıktır. Bunlara ait beceriler kapitalist düzenin özel bir bölümünde uygulanabilir. Diğer yandan bu kişilerin denetlenmesi ve gözetlenmesi zor olacağından bağlılık ve iş gücünü artırmak adına ödül sistemi gelişmiş.

 Sınıfı Ölçmek
  Sınıf gibi soyut bir kavram bir çalışmada ölçülebilir bir değişkene dönüştürüldüğünde kavramın işlevselleştiğini söyleyebiliriz. Sosyologlar sınıfı toplumun sınıfsal yapısının haritasını çıkarmak için işlevselleştirirler. Sosyologlar genellikle sınıf ayrımını çalışma biçimleriyle bağlantılı olan toplumsal eşitsizlik gibi görürler. Aynı zamanda aynı iş kolunda çalışanların avantaj ve dezavantajların benzer düzeyde olduklarını ve bu bağlamda mesleği toplumsal sınıfın bir göstergesi olarak görürler.

 Sınıf şemaları farklı mesleki yapı üzerine temellenir. Bir yandan şemalar betimsel diğer yandan ise kuramsal bakılır. Betimselde toplumsal sınıflar arasındaki ilişkilere gönderme yapmadan toplumdaki sınıfsal ve mesleki yapının biçimini yansıtır. Kuramsalda yada İlişkisel sınıf şemalarında Marx ve Weber’in  düşünceleri çizgisinde toplumsal sınıflar arasındaki çatışmayı ilişkilendirir.

 John Goldthorpe : Sınıf ve Meslek
 Sosyologlardan bazıları betimleyici sınıf şemasından sadece toplumsal ve maddi eşitsizlikleri irdelediği için hoşnutsuzlardı. Goldthorpe ise toplumsal değişkenlik için deneysel bir şema ile hiyerarşi yerine çağdaş sınıf yapısının ilişkisel bir durumunu irdelemiştir. Goldthorpe sınıfı 2 temelde tanımlamıştır. Pazar konumu ve iş konumu.Pazar konumu,bireyin genel yaşam olanaklarını ve maddi ödülleri vurgular. İş konumu ise bireyin işyerindeki özerkliği ve çalışanı etkileyen ilişkilerle alakalıdır.
 Goldthorpe kendi şemasını, mesleklerin iş durumu ve göreli pazarları değerlendirir.
Sınıf
İş ilişkileri
Hizmet
I
Üst düzey uzmanlar yöneticiler ve görevliler
İş veya hizmet ilişkisi
II
Büyük yöneticiler ve mal sahipleri
Hizmet ilişkileri
III
Rutin elle çalışmayan yönetici çalışanlar ve tüccarlar
Orta düzey
Orta
IIIb
Rutin elle çalışmayan çalışanlar,alt düzey
Orta düzey (erkek),emek sözleşmesi(kadın)
IV
Küçük mülk sahipleri kendi işini yapan tüccarlar
İşveren
IVb
İşçi olmaksızın küçük mülk sahipleri ve tüccarlar
Kendi işini yapanlar
IVc
Çifçiler,tarımdaki diğer kendi işini yapanlar
İşveren ya da kendi işini yapanlar
İşçi
V
Alt düzey teknisyenler elle çalışan denetçileri
Orta düzey
VI
Kalifiye elle çalışan işçiler
Emek sözleşmesi
VII
Yarı kalifiye ve kalifiyesiz elle çalışan işçiler
Emek sözleşmesi
VIIb
Yarım işçileri
Emek sözleşmesi
  Goldthorpe şema dışındaki mülk sahipleri, elit sınıf onaylar,fakat onların deneysel çalışmalarda anlamlı bir kategori oluşturamayacak kadar azınlıkta olduklarını öne sürer. Goldthorpe’a göre işçi sınıfı iş sözleşmeleriyle, hizmet sınıfı hizmet sözleşmeleriyle belirlenir,orta sınıf konumları ise mesleki ilişkilerin orta sınıf biçimlerince deneyimlenir.

 Goldthorpe’un Sınıf Şemasının Değerlendirilmesi   
   Bu şema genellikle deneysel araştırmalarda kullanılır. Bu şemalar bizlere eğitim politik bakış, sağlık gibi sınıf temelli eşitsizlikleri irdelemek için kullanışlıdır. Fakat bakıldığında öğrenci,emekli,çocuk,işsiz gibi gruplarda uygulanması oldukça zordur. Diğer yandan bazı konularda John Westergaard’ın  Goldthorpe’un zengin sayısının az olmasından ötürü şema dışında tutmasını yanlış olarak yorumlar. Görüldüğü üzere sınıf şeması bir yandan da karışıklık getirmektedir.

 Bugünkü Batı Toplumundaki Toplumsal Sınıf Ayrımları
 Üst Sınıf Sorunu
    Zengin ne özdeş nede durağan bir kategori içinde belirlenir. Bazı zengin kesim aileden bazısı ise kendilerini yaratan şeklindedir. Bazı bireyler çok hızlı şekilde zenginleşir ve hızlı şekilde bunu yitirirler, ya da aşamalı şekilde zengin olur yada yoksullaşır.

  Zengin yaşamı ve mal varlıkları hakkında çok fazla bir bilgi edinmek güçtür. Genele bakıldığında zengin sınıf içinde yer alan sonradan zenginleşen kişileri sayıları hızla artmaktadır. Bunun en temel etkeni olarak yeni ekonomi olan yazılım,medya,internet ve telekomünikasyondur. Bakıldığında zenginler arasında 20- 30 yaşlar arasında ve Asya kökenlilerin oranları artmıştır.

  Zengin profilinin değişmesine rağmen üst sınıf artık farklı bir konumdadır. John Scott üstsınıfı takım gibi çalışan yatırımcıları 3 gruba ayırır. Şirketlerde kıdemli yöneticiler,sanayi girişimcileri,finans kapitalistleri.Kıdemli yöneticiler,kendi şirketleri yoktur,holdingde hisse sahibidirler.Finans kapitalistleri, sigorta şirketleri,bankalar, yatırım fonları olan kişilerdir.  

  1980’li yıllarda girişimciliği destekleyen politika ve 1990’da patlayan bilgi teknolojisi ile üstsınıfa girecek kişilerin sayısı artmıştır. Aynı zamanda orta sınıf haneleri arasında anonim şirket sahipliği genişlemiştir.  Üstsınıf güçle servete sahip ve varlıklarını çocuklarına aktarabilen azınlık bir gruptur. Üstsınıf toplam sınıfların %1 i oluşturmaktadır.Altında ise hizmet sınıftır, Goldthorpe’e göre bunlar uzmanların,yöneticilerin,üst düzey idarecilerin oluşturduğu %5’lik arasınıftır.
 
 Ortasınıf
  Ortasınıfın edindiği eğitim belgeleri veya teknik bakımdan yeterliliği kendilerine fizik ve kültürel bakımdan el işçisine göre daha iyi olanak sağlar. İşçi sınıfın tersine zihinsel ve fiziksel emeklerini kazanmak adına satarlar.

  Modern toplumlarda büyük ölçekli örgütlerin öneminin artmasıyla ortasınıf en hızlı şekilde gelişen sınıf konumundadır. Diğer yandan profesyonellerin artması hükümetlerin rol oynadığı ekonomilerin yaygınlaşmasını gösterir. Ekonomik ve sanayideki gelişme ile hukuk,muhasebe,finans, teknoloji ve bilgi sistemleri alanlarında uzman hizmetlerine ihtiyaç artmıştır.

 Bazı yazarlar uzmanlıklarını dereceler, diplomalarla alan profesyoneller,yöneticiler ve yüksek derece idarecilerin işlerinin el işçiliğine dayanmadığından onları farklı bir grup olarak irdelerler.  Başka yazarlar ise beyaz yakalıların standartlarını yüksek tutmak için birlikte hareket ettiklerini söylerler. Örnek olarak doktorları gösterebiliriz. Profesyonalizm bunu sağlarken, içinde barınması gerekenler ise,belirlenmiş nitelikte olunmalı, verimli ve disiplinli uzman birliğinin olması, sadece o alanda uzmanlaşmış olması.

 İşçi Sınıfın Değişen Yapısı       
  Marx işçi sınıfının düzenli oranda büyüyeceğine inanmıştı. Fakat günümüzde görülen işçi sınıfı her geçen gün azalmaktadır. Aynı zamanda yaşam koşulları ve biçimleri de değişmektedir.
  Sanayileşmiş toplumlarda artık işçi sınıfı yoksullukta olmayıp gelirlerinin arttığı gözlenmektedir. Buda gösterir ki tüm sınıftaki tüketicilerin aslında onlara ihtiyaç duymaktadır. Mavi yakalı işçilerin neredeyse yarısından fazlası kendi evinde oturuyor ve altında arabası var. Bakıldığında mavi yakalılar yakında daha zengin olup ortasınıfa dahil olacaklar. Bakıldığında buna en büyük etkenin sanayileşme olduğu görülmektedir.

  1950’li yıllarda burjuvalaşma(embourgeoisement) savı diye bir kavram ortaya atıldı ve iyi ücret alan  mavi yakalı işçilerin orta sınıfla aynı kalitede ve biçimde yaşayacaklarını söyledi.1960’larda ise Goldthorpe ve arkadaşları Luton bölgesinde yaptıkları bir araştırmada ise zengin işçi sınıfı aslında burjuvalaşma durumunda olmadıklarını kendi hayatlarını devam ettirdiklerini,hatta varsayılan siyasi düşünce değişikliğinin dahi olmadığını göstermişlerdir. Yani bakıldığında işçiler orta sınıf içine girme mücadelesi vermiyordu ve bu bağlamda burjuvalaşma savı ise geçersiz kalıyordu.

 Altsınıf  
  Altsınıf kavramı en altta yaşayan kişilerden bahseder,bunlar ise evsizler,sürekli iş değiştiren işsizler gibi düşünülebilir. Ülkenin refahını yüksek tutmak adına sağlanan yardımlarla geçinirler.
   Bu sınıf sosyolojik tartışmaların en sert itiraz edilenidir. Bu kavramı çoğu araştırmacı ve yorumcu politik içeriği ve olumsuz çağrışımdan dolayı kullanmaktan kaçınır ve yerine “toplumsal dışlanma” kavramını tercih ederler.
 Marx ise sürekli ekonomik üretim ve değişimin dışında bulunan bireylerden oluşan “lümpen proletaryadan” söz eder. Son yıllarda bu kavram ise “toplumsal parazit” olarak algılanır.  Yani toplumun serseri,hırsızı ve avareleri gösteren bir algı.

Altsınıf Tartışmalarının Arkası: Charles Murray’e göre Afriko Amerikalılar kendilerini yardım etmek için tasarlanan refah politikaları sonucu toplumun en alt kısmında bulmuşlardır. Bu savla insanlar refah yardımına bağlıdır ve sonrasında daha etkin bir yaşam süreceklerine inanırlar. Murray kentlerden varoşlara birçok beyaz hareketin, kentsel endüstrinin çöküşü gibi etkenlerin Afriko Amerikaların işsiz kalmasını sağlamıştır. Diğer yandan toplumsal dağılma biçimlerini genelde evlenmemiş siyah anneleri kapsıyor. Ama diğer yandan ise William Julius Wilson aslında gettolarda ırkçı bir yaklaşım olmadığını onun yanı sıra sınıflar arasında bir ayrım olduğu düşüncesindedir.

  Yoksul gettolar olarak bilinen özellikle Afriko Amerikalıların ve İspanyolların oluştuğu bu grupların düşük eğitim ve sağlık şartlarının yanı sıra haksız yüksek cezai işlemlere maruz kaldıklarını ve diğer yandan oralarda altyapının kesinlikle bulunmamasından ötürü birçok yoksunluğu deneyimlemişlerdir.

Altsınıf ,AB ve Göçmenlik
Altsınıf; ırk,etniklik ve göçmenlik sorunlarıyla yakından alakalıdır. Çoğu büyük kentlerde gitgide artan bir ekonomik yoksulluk görülmektedir. Daha iyi bir yaşam umuduyla yola çıkan göçmenler, genellikle düşük ücret ve az kariyer umudu olan rastlantısal işlere yönelir. Diğer yandan geçimlerini idare ederek kazançların bir kısmını ailelerine gönderirler. Bu bağlamda göçmenlerin yaşam standardı oldukça düşüktür. Aile üyelerini birleştirme için yasal olmayan yolları denemeleri onlar için daha vahim sonuçlar doğurmakta ve bunalımlarla daha sıkışma durumuna gelmektedirler.

Değerlendirme   : Altsınıf düşüncesi Birleşik Devletlerde ortaya çıkmıştır. Fakat ABD’de zengin ile yoksul arasında en fazla fark gözlenir. Diğer şekliyle baktığımızda ise Avrupa ,ABD’den daha güçsüz görünmesine karşın benzer olumsuz durumda ABD’den daha iyi durumdadır. Bazı araştırmalarda ise ABD’de kentli yoksullarla toplumun geri kalanı arasında o kadarda ayrımın olmadığını göstermektedir. 

 Sınıf ve Yaşam Tarzı
Sosyologlar , sınıf değerlendirmesi yaparlarken sadece ekonomi ve istihdam olarak değil yanında tüketim öğeleri ve yaşam tarzları da dikkate alırlar. Bakıldığında çağımız tüketimle ilgili simgelerin önem arz ettiğini,yani nasıl giyindiğimizden ,ne yediğimizden , nerede yaşamamız gerektiğinden bahseder. İşsizlik gibi sınıf özellikleri daha az dikkate alınmaktadır.    

Fransız sosyolog Pierre Bourdieu yaşam tarzı tercihlerinin sınıf için önemli etken olduğunu savunmuştur. Ona göre kişinin geliri önemlidir ama sınıfın anlaşılmasını için ufak bir kısmını etkiler. O sınıfı niteleyen ekonomik,kültürel,simgesel ve toplumsal kapital üzerinde dururken en çok ekonomik kapitali dikkate alır. İnsanlar kapitalist düzen içinde tüketim sağlayarak kültürel kapitalin birikim sürecine yardımcı olmuşlardır. Diğer yandan kişinin arkadaşları ve ilişkileri onun toplumsal kapitalini gösterir. En sonunda ise simgesel kapital toplumsal sınıfın konumunu gösteren en temel etkendir. Bu kapitaller aslında bir bütündür.Mesela ekonomik kapitale sahip bir zengin çok sanatla ilişkisi olmayabilir ,fakat  çocuklarını buna teşvik ederek onlara kültürel kapital sağlayabilir. Diğer yandan kültürel kapitali olan bir bireyin  hızlıca şirket içinde ekonomik kapital ve simgesel kapitale sahip olması olasıdır.
Kamu hizmetindekiler az alkol, egzersiz yapma,kültürel ve toplumsal etkinlikler içinde bulunurken,yöneticiler ve bürokratlar az egzersiz,az kültürel etkinlik gösterirken dekorasyon ve moda tarzıyla ilgilidirler. Postmodernler ise at binme, kaya tırmanışı ve çılgın partilerle ecstasy kullanımını tercih ederler.

Hizmet ekonomisi,eğlence ve boş vakit geçirme endüstrisi hızla artarken modern toplumlarda görünen durum hızlı tüketim alışkanlığıdır. Modernleştikçe tüketen toplum olan bireyler arasında ise sınıf farkı bir dereceye kadar azalma eğilimindedir. Aynı tv programı seyredilebiliyor, aynı mağazadan alışveriş yapılabiliniyor. Diğer yandan toplumsal ve fiziksel yoksunluk çekenlerin bir yaşam tarzı seçmelerinin olası olmadığını da göz ardı etmemek gerekir.
 Toplumsal Cinsiyet ve Tabakalaşma  
Yapılan neredeyse tüm araştırmalar bakıldığında erkek üzerinden yapılmış, kadın odaklı bir araştırma düşüncesine gidilmemiştir. Bakıldığında ise toplumsal hayatta fazla ücret,statü erkeklere verilirken kadınlar biraz geri alanda bırakılmıştır. Toplumsal cinsiyetten kaynaklanan eşitsizlikler sınıf düzenlerinden tarihsel olarak daha eskidir. Bu bağlamda düşünüldüğünde sınıf konusu olduğunda toplumsal cinsiyetten kaynaklanan eşitsizliklerden söz etmek gerekir.

Kadınların Sınıfsal Konumunun Belirlenmesi
Sınıf eşitsizliklerinde toplumsal cinsiyet olgusu batılı toplumlarda kadınların söz sahibi olmasıyla artış göstermiştir.
Goldthorpe’e göre; kadınlar erkeklere göre daha çok part time da çalışırlar ve çocuklarına zaman ayırma eğilimi gösterirler.Diğer yandan bakıldığında kadınların ekonomik statüsü eşinin gelir kaynağı ile orantılı olgusu görülür. Ama günümüzde çalışan kadın bazı durumlarda ailenin yaşam kalitesinde etkinlik gösterip daha rahat bir duruma getirebilmektedir. Az ya da çok para kazanması bir bakıma aileye ekonomik katkıdır. Farklı alanlarda çalışan aile bireylerinde ise farklı amaçlarda farklı davranış sergilemesini göstermektedir. Bekar anne sayısı ve çocuksuz çalışan kadın sayısının artması ailede çalışan tek kişinin kadın olduğu ile paraleldir. Bu tür kadınlar aile içindeki sınıfsal durumu kendileri belirlemektedir.
               
Goldthorpe’un şemasında III. Sınıf iki kategoriye ayrılırken düşük seviyeli beyaz yakalı işlerde kadın üstünlüğü görülür. Şema kadın olarak düşünülürse IIIb sınıf( el emeğiyle çalışmayan sınıf ) VII.sınıf olarak ele alınır. Bu iş dünyasında vasıfsız ya da yarı vasıflı kadınların konumunu en eksiksiz temsil eder.

Hane Halkının Ötesi : Bazı uzmanlar kişinin konumunu aileden bağımsız şekilde incelenmesi gerektiğini söylerler. Yani toplumsal sınıf ,bireyin mesleğinden bağımsız olarak değerlendirmeli ve özel durumlarını dikkate almamalı. Bununla birlikte bu anlayış çok güçlük taşır. Örneğin işsiz ve ev hanımı gibi durumlarında bu hane halkı yok sayılmış olur . 

Sınıf Farklılıklarının Oluşmasında Kadınların Çalışmasının Etkisi: Kadınların ücretli çalışanların arasında yer alması hane gelirini artırmıştır. Ama diğer alanda bakıldığında bir ailede tek çalışan ya da hiç çalışmayanlar arasında kutuplaşmaya yol açmaktadır. Araştırmalar göstermiş ki yüksek ücret alan kadınlar yüksek ücret alan erkeklerle evlilik yapıyorlar. Evlilikler artık mesleki bakımdan benzerlik ve dezavantajlılık durumuna göre yapıldığı görülmektedir. Ailede her iki bireyinde çalışması kadınların çocuk yapma yaşını ötelemesine neden olmuştur.

 Toplumsal Hareketlilik
Toplumsal hareketlilik, farklı sosyoekonomik konumlar arasındaki grup ve bireyleri ifade etmektedir. Dikey hareketlilik (vertical mobility)sosyoekonomik skalada kişileri aşağı yada yukarı hareketlerini ifade eder. Mal,mülk gelir ve statü yukarı doğru bir hareketlilik iken bunun tersi durumunda ise aşağı doğru hareketlilik adını alır. Yatay hareketlilik (lateral mobility) ise kasaba,komşu ve bölgeler arası coğrafi hareketliliği ifade eder. Dikey ve yatay hareketlilik genel anlamda birliktedir. Örneğin şirkette çalışan birisi başka ülkedeki bir bölümde yükselme sağlayabilir.

Toplumsal hareketliliği iki yolla ele alabiliriz. 1. Bireylerin çalışma hayatlarındaki değişikliklerin toplumsal skaladaki yerlerine etkisine bakarak- kuşakötesi hareketlilik (intrageneralional mobility) 2- Anne-baba ve büyük baba-büyük anne meslekleri seçmeleri ise kuşak hareketi – kuşaklar arası hareketliliği (intergenerational mobility)

 Karşılaştırmalı Hareketlilik İncelemeleri
 Bir toplumdaki düşük tabakadaki kişinin üst tabakaya doğru tek tek merdivenleri çıkmasındaki dikey hareketlilik toplumun açıklığının önemli bir göstergesidir. Bu anlamda liberalizmin tüm yurttaşlar için eşitlik sağladığı görüşüne bağlı olarak toplumsal hareketlilik önem arz etmektedir. Bu bağlamda toplumsal hareketlilik üzerine birçok araştırma yapılmaktadır. Bunlardan ilki  Peter Blau ve Otis Dudley Duncan’nın 1960’larda yürüttüğü çalışmadır. 20000 erkek üzerinde yaptıkları çalışma neticesinde yüksek bir dikey hareketliliğin olduğunu,fakat bunun yakın mesleki konumlarda olduğunu,uzaklarda ise güç olduğunu göstermişlerdir. Aşağı doğru hareketin ise oldukça az olduğunu ve neden olarak da beyaz yakalıların mavi yakalılara oranla fazla olması ve bu fazlalığın aslında mavi yakalıların çocuklarının sağladığı görüşündeler. Bu hareketliliğin temel etkeni ise sanayileşmedir.

Toplumsal hareketlilik için diğer bir araştırmayı ise Seymour Martin Lipset ile Reinhard Bendix tarafından gerçekleşmiştir. 9 sanayileşmiş ülkeden mavi yakalıların beyaz yakalıya geçişini incelemiş ve ABD’nin diğer ülkelere nazaran çokta ileri olmadığını görmüşlerdir.ABD’de geçiş %30 iken diğer ülkelerde %27-31 seviyelerindeymiş. Onlar bütün sanayileşmiş ülkelerin beyaz yakalı işlerdeki artış bakımından benzer olduğunu göstermektedirler.
Yapılan araştırmalarda genellikle olaylar nesnel incelenirken Gordon Marshall ve David Firth “öznel” çalışmışlardır. On farklı ülkeden sınıfsal hareketliliğin aile hayatı,toplum,çalışma,gelir gibi günlük yaşamın yönlerinden memnun olup olmama bağlantısı üzerinde çalışmışlardır. Bununla beraber sınıfsal deneyimle yaşamlarındaki memnuniyet arasında bir bağ kurmuşlardır.  

 Aşağı Doğru Hareketlilik
Aşağı doğru hareket yukarı doğru hareketten daha az olmasına rağmen daha az görülür bir olgudur. Bu tür hareketlilikte kişiler alıştıkları yaşamdan koptukları için bunalım durumu sergilemektedirler. Bu tür durumda olan kişiler genelde yeni bir iş bulmakta çok zorlanmakta ya da eskisinden daha düşük gelir elde edebilmektedirler.

Bu alanda çok fazla araştırma olmamasıyla birlikte 2. Dünya Savaşı’nda ilk kez beyaz yakalıların ortalama gelirlerinde düşme görülmüştür. Bu işlerde çalışanlar eskisi gibi kazanmadığı için eski yaşamlarını sürdüremeyebilir.
Buna etken ise şirketlerin yeniden yapılanması adına küçülmelerinden kaynaklıdır. Artan küresel rekabette şirketler işçi çıkarırken tam zamanlı mavi yakalılar ile beyaz yakalılar ortadan kalkmaktadır. ABD’de bu durum genellikle çocuklu,kocalarında boşanmış kadınlarda görülmektedir. Evliyken orta sınıf bir yaşam sürerken boşanma sonrası kıt kanaat geçinen bireyler olurlar.
SONUÇ:  Geleneksel yolla sınıfları ele almak bazı durumlarda eksik olmasının yanında insanların kimlikleri bakımından sınıfsal farklılıklar, modern toplumlarda ekonomik eşitsizlikten kaynaklanmaktadır. Bir sınıfa üye olma yaşamsal beklentilerimizde bazı eşitsizlikleri beraberinde getirmektedir. Yüksek öğrenimin yaygınlaşması, nitelikler kazanılması, internetin ve yeni ekonominin ortaya çıkması yukarıya doğru olan hareketlilik için var olan önemli yeni yollardır. Bu gelişmeler eski sınıfsal özellikleri ve tabakalaşmayla ilgili öğeleri aşındırıp daha hareketli,meritokratik (toplum içerisinde bireylerin yetenekleri ölçüsünde rol almaları durumudur – Örn:Devşirme) düzenin ortaya çıkmasına katkıda bulunur. 
Kaynak : Stratification and Social Class, Sociolog- Anthony GİDDENS 
Copyright © Anthony Giddens 2009
ISBN-13: 978-0-7456-4357-1
                    
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s