Dünyanızı Nerede Tutuyorsunuz ?

        
       Geçenlerde Hocam Doç.Dr. Bedriye  Poyraz ,Kültürlerarası İletişim ve Yönetişim dersinde bize şöyle bir soru yöneltti, “ Kültür nedir ve neden farklıdır?” .Tabii derste çok farklı alanlardan gelenler olduğumuz için onun paralelinde farklı yorumlar çıktı. Ama baktığımda kültür anlayışı aslında hoş bir kavram olarak gözükse de bir ötekileştirme durumu da söz konusu olduğunu gördüm. Bu bağlamda da aklıma alakasız görünse de şu soru geldi. “ Dünya bizim içimizde mi, yoksa biz dünyanın içinde miyiz?”

        Baktığımızda aslında çoğumuza diğer insanlardan farklı olduğumuz öğretilmiştir. Bazılarımız diğerlerinden daha iyi olarak görünür, birçoğumuz da yetersiz olduğumuza inanırız. Yaşamımızı bu yargılar şekillendirir. Bu da aslında karşı tarafa “Ben senin gibi değilim” demektir. Kültürlerimiz ve toplumlarımız aslında bizim diğerlerinden temelde farklı olduğumuza inanmayı öğretmişlerdir.  Diğer yandan baktığımızda arkadaş ve çevresel faktörlerle de onların önyargılarına içimizde yer veririz.- Sen farklısın,ben zayıfım sen şişman,ben kabayım sen nazik,ben agresifim sen sakin,ben korkağım sen cesur- Onlara aslında bizi kucaklayıp kendi iç dünyamıza ulaşmamıza engel olan temel etkenler olarak bakabiliriz. Diğer yandan bu dışsal dünyada ve ulaşamadığımız iç dünyamızla ortak baktığımızda bu yargısal düşünce bizim de buna ortak olduğumuzu gösterir.
         Aslında insan karşısında gördüğü şeyi ,kendisinde de bulundurduğundan yargılar. Eğer biz bir insanın bencil olduğunu düşünüyorsak,aynı ölçüde bencillik göstereceğimizden emin olabiliriz. Bunları dilimize getirmesek de hepimiz gördüğümüz her niteliği sergileme yeteneğine sahibiz. Derimizin rengi,dilimiz,dinimiz her ne olursa olsun biz aynı nitelikleri paylaşan bireyleriz.
       Koca bir okyanusta nasıl bir damla bulunuyorsa, hücrelerimizin her birinde de insani duygularımız bulunmaktadır. Bunun anlamını kavrarsak kendimizin de farkına varabiliriz .Örneğin; erkek ve kadın eşit yaratılmıştır,onlar aynı ve bütün insani niteliklerine sahiptirler. Her birimiz de yaratıcılığa,şefkate,dürüstlüğe v.s. sahibiz. Diğer yandan her ikimiz de açgözlü,öfkeli ve zayıfız.  Bizim içimizde ilahi bir ışık,sevgi ve aşk varken , aynı zamanda bencillik,düşmanlık ve hırsta var.  Aslında baktığımızda ilahi kuvvet dünyayı içimizde var etmemiz gerektiğini istemekte ve sevgi,anlayış ve iyilik kavramları bununla beraber yaşatmamızı dilemektedir. Ama baktığımızda aslında insan olmanın dar bir kalıpta var olduğuna inanmaktayız. İnsanlığın evrenselliğimizi kucaklayıp benimsemesine izin verdiğimizde, kolayca arzu ettiğimiz yerde oluruz.
         Mevlana’nın dediği üzere “ Ten candan ,can da tenden gizli değildir. Fakat kimseye canı görmek için izin verilmemiştir.” . Bizler her ne olursa olsun dünyayı içimizde yaşamaya çalışalım. Sizce de dünyanın içinde çok yaşamıyor muyuz? 

Not:  8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde ölen işçi kadınlarından süre gelen 8 Mart “Dünya Kadınlar Günü” kutlamak,benim insani düşünceme göre doğru değil. Çünkü kadınlar ölüm üzerine anılan bireyler değildir ,onlar doğamızın temel varlıkları ve yaşam temsilcileridir. Var olan kadına karşı düşünce yapısından dolayı kutlanması gerektiği düşünülüyorsa da daha anlamlı bir günde kutlanana kadar, şahsım “Dünya Kadınlar Günü” nün altında yatan nedenlere istinaden, ilgimi her zaman göstereceğim.




Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s