Milyonlarca Kuştuk…

                                 
                                    
       Son günlerde yaşanan olayların hepimiz üzerinde farklı ve derin etkileri olduğu su götürmez bir gerçek. Tabii ki de buradan politik düşüncemi ve siyaset anlayışımı belirtecek değilim. Sonuçta İK’ya gönül vermiş biri olarak her şeye ön yargısız ve objektif bakmam ve bu şekilde yazmam gerekecek.
      Sadece son günlerde yaşanan olaylara ithafen ,Candan Erçetin’in son kaseti “Milyonlarca Kuştuk”dan da esinlendiğim Zümrüdü Anka efsanesinden bir şeyler paylaşmak istedim.

     Rivayet olunur ki kuşların hükümdarı olan Simurg Anka Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş.
    Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg’u bekler dururlarmış. Ne var ki Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg’ un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’ un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler. Ancak Simurg’un yuvası etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş.
      Önce bülbül geri dönmüş güle olan aşkını hatırlayıp, papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış), kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış, baykuş yıkıntılarını özlemiş, balıkçıl kuşu bataklığını… Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.
      Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi “şaşkınlık” ve sonuncusu Yedinci Vadi “yok oluş” ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş. Kaf Dağı’na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.
Simurg’un yuvasını bulunca öğrenmişler ki;  “SİMURG ANKA – Otuz Kuş” demekmiş.
       Onların hepsi Simurg’muş. Her biri de Simurg’muş. Simurg Anka’yı beklemekten vazgeçerek şaşkınlık ve yok oluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça elimizde çığlıklarımızdan başka bir şey olmayacaktır. Eğer ulaşmak istiyorsak ona çok çalışacağız ve bunu birbirimizi ite kakarak değil, kanatlarımızla destekleyerek yapacağız.
Bizler Milyonlarca Kuştuk Kaf Dağına
Kanat açtık, acı çektik, yaralandık, bilmiyorduk aldandık.
Kimimiz yollarda kaldık, dünya malına kandık.
Kimimiz sebat ettik yedi vadiyi aştık.
Gönül bu durmaz uçar ,zaman mekan tanımaz.
Uzun yol yolcusudur bulmadan aşkı durmaz.
Gönül bu durmaz uçar uzak yakın tanımaz.
Gönül yol yorgunudur yanmadan huzur bulmaz .
Gönül durma uç, yorulma  uç , yılma uç…
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s