GÖZÜKMEYEN FACİALAR, İŞ CİNAYETLERİ?

 

   Bildiğiniz gibi dün 14. Mayıs “Dünya Çiftçiler Günü” idi. Çiftçilerin, tarım işçilerinin içinde bulunduğu koşullardan dolayı yıllardır hep buruk kutlanan “Dünya Çiftçiler Günü” Soma’dan gelen acı haber ile çok daha buruk bir biçimde kutlanmaya çalışıldı daha doğrusu kutlanamadı ve andık. Böyle de olmalı. Acı paylaşıldıkça azalır. Soma’dan gelen “kara haber” hepimizi derinden sarstı ve değerlerimizi! bir kez daha gözler enine serdi…. Hayatını bir avuç kömür için acımasız çalışma koşullarında kaybedenlere Allah’tan rahmet ve sabırlar diliyorum.
   Soma faciasının yaşandığı gün benim ile de bir söyleşinin yer aldığı “İŞ CİNAYETLERİ ALMANAĞI-2013” yıllığı çıktı. Soma gerçeği bunun ile beni çok daha derinden etkiledi, yaraladı. Kitabın kapağı siyah renkte ve kapakta bir kömür madeninin “karanlık dehliz”inin görüntüsü var. Burada çalışmak bile her gün insanın yaşam ile, çevre ile, yakınları-dostları ile vedalaşması anlamına geliyor. Ortaya bir facia daha doğrusu iş cinayeti çıktığında ise “kader” deniliyor. Hep düşünürüm “kader” denilen şey neden hep “KADERSİZLERİ” bulur ki….Kader eşitsizlikler üzerine mi, adalet üzerine mi, yoksa kadersizlikler üzerine mi kurgulu…Ne çıkmaz bir konu, demek ki çıkmaz olduğu için de kazalarda, iş cinayetlerinde hemen bir savunu hazır: KADERRRRRR
    BU KADERSİZLER ARASINDA “TARIM İŞÇİLERİ” DE NASİBİNİ FAZLASIYLA ALIYOR. “İŞ CİNAYETLERİ ALMANAĞI-2013” yıllığında benim ile de “mevsimlik tarım işçiliği” ile ilgili yapılan bir röportaj var ve röportajda şöyle bir tespitim var; 2013 yılında basına yansıyan verilere göre en az 198 tarım işçisi hayatını kaybetti ve 101 tarım işçisi trafik kazalarında hayatını kaybetti. Ölümler basında, kamuoyunda sadece kaza haberleri ile duyuruluyor ama hemen unutuluyor. Bu on yıllardır süren bir olgu. Yasalar çalışma koşullarını ortaya koymuş, barınma ve taşınma koşullarını tanımlamış ama UYGULAMAda hiçbir şey yok, uygulayan yok. İşveren üzerine düşeni yapmıyor, tarım aracıları kayıt dışı, ilgili kamu birimleri konuya hakim değil…Olan ise “kadersizler”e yani “tarım işçileri”ne oluyor. Bir milyon birey hayatları sırtında, kamyonda, traktörde, minibüste ve elektriksiz-susuz çadırlarda yaşıyor ve hayata tutunmaya çalışıyor…Yakışıyor mu 21 nci yüzyıl Türkiye’sine? Yakışıyor mu dünyanın 6 ncı büyük tarım ekonomisine ve AB’nin 1 nci büyük tarım ekonomisine sahip ülkemize (bu rakamlar nasıl oluyor, bunu da anlamakta güçlük çekiyorum ya). Bu yaklaşım ve duyarsızlıkla daha çoook kadersizi kurban edeceğiz. Çözüm mü; toplumsal duyarlılıkta, insanı en öne koyan politikalarda, insana yakışır iş ortamında, kazalara karşı “sıfır tolerans” anlayışında ve kadersizlerin kaderine ortak olmada.
  İş kazalarında hayatını küçücük beklentiler için yitirenler önünde saygıyla eğiliyorum.
Prof.Dr. Bülent GÜLÇUBUK
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s