Hiyerarşi Olmayınca, Ödül de Geliyor Para da !



  Van Damme’la Volvo Trucks için yaptığı “Epic Split” reklamla dünyanın dikkatini çeken F and B (Forsman and Bodenfors)’nin en deneyimli ortaklarından Jacob Nelson’la, şirketin Stockholm’daki ofisinde Cnnturk.com  adına Fatoş Karahasan özel bir söyleşi gerçekleştirdi.


Buyurun…


  Nelson, kuruluşun başarısının gerisinde yer alan şirket kültürü ve çalışma sistemi hakkında bilgi verdi. Forsman and Bodenfors modeli, Türkiye’deki ajanslar için ilham kaynağı olabilecek çok değerli bir sistem sunuyor.

– Şirketinizin yapısını anlatır mısınız?
Öykümüz, iki okul arkadaşı olan Forsman ve Bodenfors’un 1986’da Gothenburg’da birleşip bir ajans kurmasıyla başladı. Gothenburg’da Volvo ve SKF’nin ofisleri var. Uzun bir dönem Stockholm’a gelmeyi düşünmedik. Ancak, pek çok reklamverenin merkezi Stockholm’da olduğu için, 2001’de ikinci ajansımızı açmaya karar verdik. F and B’de 125 kişi çalışıyor. Grup şirketlerimizle birlikte bu rakam 300’ü aşıyor. 34 müşterimiz var. Yılda 150 kampanya yapıyoruz. 2014 ciromuz 49 milyon dolar olarak gerçekleşti.

– Şirketinizin özgün bir ortaklık modeli var…
Evet, 29 ortaklı bir şirketiz. Hepimizin hissesi aynı, gücü eşit. İki kişi olarak yola çıkan kurucularımız, şirkette 4-5 yıl başarılı bir biçimde çalışan arkadaşlarımızı şirkete ortak yaparak ilerlediler. Ortaklar şirkette kalmayı seçtikleri için, çalışanlarımızı kaybetmiyoruz .Biz bir klüp gibi çalışan bir ajansız. Gençler ve deneyimliler birlikte çalışırız. Forsman, 68 yaşında olmasına rağmen, hala işinin başında. Büyük şirketler bu kadar çok kişinin birlikte çalışmasının bir çılgınlık olduğunu düşünüyorlar.

– Müşterileriniz de sizinle uzun süre kalıyorlar. Bunu nasıl sağlıyorsunuz?
Müşterilerle ilişkilerimiz karşılıklı saygı üzerine kurulu. Müşterilerimize yakınız ve uzun süre hizmet vermek için çabalıyoruz. 25 yıldır çalıştığımız müşterilerimiz var. 10 yıllık pek çok müşterimiz var.

– Brief’leri kim yazıyor?
Başarı sizin sürece ne kadar erken dahil olduğunuza bağlı. Çoğu zaman brief’i biz yazıyoruz. Bazen mükemmel brief’lerle karşılaşıyoruz.

– Dünyada bütçeler azalıyor, siz de bu noktadan şikayetçi misiniz?
Kalitenin bedeli vardır. Şirketler dikkatli davranıyorlar. Öte yandan, inandıklarında gereken yatırımı da yapıyorlar. En düşük teklifi verenin seçildiği ihaleler sonucunda şirketler, başarılı sonuçlar elde etmiyor ve mutlu olmuyorlar. Bizimle çalışanlar ne bekleyeceklerini biliyorlar.  Biz ucuz bir şirket değiliz. Emeğimize karşılık sabit bir ücret alıyoruz. Ama “Sürücü koltuğunda oturuyoruz.” Çoğu zaman bir iş için gerekenin çok ötesinde zaman ayırıyoruz.

– Zaman yönetiminiz ünlü…
Evet, bizim için zamanı doğru ve verimli yönetmek son derece önemli. Sadece müşteri ilişkilerinin değil, yaratıcı ekiplerin de saat 9’da iş başında olması şarttır. İşe gelir gelmez çalışmaya başlarız. Disiplin bizim için çok önemlidir. Tepeden itibaren tüm çalışanlarda, kurulduğumuz ilk günden beri aynı iş felsefesi vardır. Hepimiz çok çalışırız. Amacımız herkesin yüzde 125 çalışmasını sağlamaktır. Bu kulağa bir klişe gibi gelebilir, ama biz bunu başarıyoruz.

– Ekiplerinizi nasıl yönetiyorsunuz?
Geleneksel şirketlerde hiyerarşik bir yapı vardır. İşi yapanlar, çoğu kez müşteriye gitmez, yaratıcı işleri müşteri direktörleri sunar. Bizdeyse, durum bunun tersidir. Herkes kendi işini sunar, kreatifler müşteriyle doğrudan ilişki içindedir. Ayrıca, biz yaratıcı direktörlük kavramına inanmayız. En iyi beyinlerin üretmeden, sadece başkalarının yaptığı işleri onaylamak ya da reddetmekle vakit geçirmesini yeteneğin israfı olarak görüyoruz. Bu yüzden bizde herkes bir yaratıcı direktördür. Tepede bir direktörümüz yoktur.

Herkes yapılan tüm işlerden kendisini sorumlu hisseder. Herkes diğer ekiplerin yarattığı işleri incelemek ve daha iyi olmasını sağlamak için önerilerde bulunmak zorundadır. Her birimiz kendi işlerimizi müşterilerimize satmakla sorumluyuz.

– Yapınızda kademeler ortadan kalkmış durumda…
Evet, bizde en tepede CEO değil yaratıcı ekipler yer alır. 9 Yönetim Kurulu Üyemiz var. Onları da ortaklar seçer. CEO hiyerarşinin en altında yer alır. Onun görevi, şirketin yürümesini sağlamaktır. Bizim anlayışımıza göre, yöneticiler yaratıcı ekiplerin rahat çalışması için gerekli ortam yaratmakla yükümlüdür. Bizde “Senior-Junior” (Deneyimli ve İşe Yeni Başlamış) yaratıcı kavramı da yoktur. Örneğin, ben 30 yıldır bu şirketteyim. Ama hala metin yazarlığı yapıyorum. 5 müşterim var. Hergün hepsiyle iletişim halindeyim. Onlara işleri kendimiz sunuyoruz, aracılar olmadan.

– 30 yıl uzun bir süre. Hala yaratıcı olmayı nasıl başarıyorsunuz?
Kısa cevap: benim işim bu. Bir musluk tamircisi de olsam, işimi yapmak zorundayım. İlham gelsin diye bekleyemem. Ben reklam işinde çalışıyorum. Eve de gitsem, işim sürüyor. Ama, bu o kadar da büyütecek bir şey değil. Biz sanatçı değiliz. Şanslıyız, işimiz seviyoruz. Her günümüz eğlenceli geçiyor. Boş zamanınızda yapabiliyorsunuz.

– Hiyerarşi olmayınca, rekabet azalıyor mu? 
Çok ortaklı çalışmak, herkesin birbirinin işine destek olması anlamına geliyor.Birbirimize yardım etmek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Bu yüzden, rekabet etmiyoruz. Tüm takımlar birbirine destek veriyor. Sunum öncesinde fikirlerimizi paylaşıyoruz. Yapıcı bir çalışma sistemiz var. Bizde herkes herkese her şeyi anlatır. Ajansta bir araya gelerek, işi değerlendirdiğimiz ortama,”The Floor” (Yer) diyoruz. Geçmişte ilanları herkesin görmesi için yerlere sererdik. Çalışmalara birlikte bakarak, üzerinde konuşurduk. Günümüzde, “The Floor” ortamı sürüyor. Artık, dijital işler ve sosyal mecra çalışmalarını da paylaşıyoruz. Projede çalışmamış olan kişiler bir araya geliyor. Sorular soruyorlar.

– Açıkça konuşmak çok önemli kültürünüzde…
Kurum kültürümüze göre, herkes açıkça ve fikirlerini kendine saklamadan konuşmak zorundadır. İşler değerlendirilirken, müşterilerin, tüketicilerin, halkın soracağı soruları sormak hepimizin görevidir. Yaratıcılardan da, eleştiriye açık olmalarını bekleriz. Onlar da görüşleri dinleyerek, geri dönüp, gerekli düzenlemeleri yaparlar. F and B’de çalışmak için eleştiri almaya ve değişiklik yapmaya açık olmalısınız

– Kişisel başarı arzusuyla nasıl başa çıkabiliyorsunuz? 
Ben Cannes Lions Jürisinde yer aldım. Dünyanın pek çok yerinde, örneğin Brezilya’da, şirket içinde büyük bir rekabet var. Cannes’da bir ödül alanın hayatı değişiyor. Bu yüzden, kazanmak kişisel bir şey olarak görüşüyor. Biz, ajans kazanırsa, içindeki herkesin de kazanacağı inancıyla çalışıyoruz. Bu yüzden rekabet etmiyoruz, birbirimize yardım ediyoruz. Bizde içteki rekabet yerine, birliktelik var. Biz, ajans kazanırsa, içindeki herkesin de kazanacağı inancıyla çalışıyoruz. Bu yüzden rekabet etmiyoruz.

– Herkes uyum sağlayabiliyor mu?
Tabi ki hayır. Ancak, bizim sistemimizi bilen kişiler bize başvuruyor. Biz de kendimize benzeyen insanlarla çalışabiliyoruz. Örneğin, bir New York’lu çalışma arkadaşımız oldu. Sadece kendisini düşünüyordu. Ne biz ona, ne de o bize alışabildi. Sonunda yollarımızı ayırdık.

– Gençler de mutludur bu ortamda…
Biz gençlere hemen yetki veriyoruz. Kendi işlerini müşterilere kendileri sunuyorlar. Çok eğlenceli bir ortam var. Bu da herkesi motive ediyor.

– Eşsiz bir model bu, nasıl koruyabiliyorsunuz?
Bir şirket “Haydi, yarın böyle olalım” diyemez tabi ki. Zor bir iş, ama biz ilk günden itibaren böyle ilerledik. Modelimiz başarımızın anahtarı. Bunu ihraç edemeyiz. Arkadaşlarımız acımasız eleştiriler de yapsa, biz buna alıştık. İşini arkadaşlarına göstermeyen, burada çalışamaz. Dürüst ve şeffaf olmalı, düşündüğünüzü açıkça dile getirmelisiniz.

– Küçük bir şirket olmanız sizi büyük konkurlarda liste dışında bırakıyor mu?
Olabilir, ama biz buyuz. Durumu kabullendik. Yeni Volvo kampanyanız başlıyor.

– Dünya çapında ün kazanmış bir kampanyadan sonra, yeni iş çıkarmak zor olmuyor mu? 
Epik bir işin ardından, çıtayı daha da yükseltmek imkansız bir iş. Aynı işi bir kez daha yapamazsınız. Bu yüzden, biz tümüyle farklı yeni işler yapmaya çalışıyoruz. Yeni kampanyada belgesel türü bir iş yapmak istiyoruz. Viral çalışmalarda, hemen başarı gerekiyor. 1-2 gün içinde 1 milyon kişiye ulaşınca herkes sizi görüyor. Çığ gibi büyüyor.

– İşinizde uygulama kalitesi çok yüksek, bunu nasıl sağlıyorsunuz? 
Biz, bir iş mükemmel olmadan mutlu olmuyoruz. Saatleri saymıyoruz. İşimizi aşkla, tutkuyla yapıyoruz. Ayrıntıları sevmek bizim işimizde çok önemli. Büyük resme gitmeden önce, detayları çok önemsiyoruz. Ayrıntıyı sevmek çok önemli.

– Uluslarası şirketlerden size pek çok teklif geliyordur…
Network’lerin hepsi bize yanaştı. Ancak, biz istemedik. İsveç büyük reklam grupları için bir mezarlık oluyor. Öne çıkan başarılı şirketleri satın alıyorlar. Bizdeki şirketler küçük. Oradaki önemli kişileri bir kaç yıl içeride tutmayı başarıyorlar. Onlar da paralarını alıp, 3-5 yıl sonra ayrılınca, şirket de ayakta kalmayı başaramıyor. Bir şirkette ortaklığınız olunca, daha çok enerjiniz oluyor çalışmak için. Maaşlı çalışınca, işin ruhu da gidiyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s